Kayıtlar

Mart, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Öğretmen Ne Zaman Sessiz Bir Eşyaya Dönüştü?

Resim
 Bir zamanlar öğretmen sınıfa girdiğinde sadece bir insan girmezdi içeri; bilgi girerdi, otorite girerdi, hatta biraz da hayranlık… Ayağa kalkardık. Bu bir korku refleksi değildi yalnızca. İçimizde tuhaf bir saygı vardı. Onun bizden fazla bildiğini, bizden önce yürüdüğünü, bizden önce düştüğünü ve kalktığını sezerdik. Azarladığında kırılırdık belki. Ama içimizden sessizce “bildiği bir şey vardır” derdik. Çünkü öğretmenin öfkesi bile emek kokardı. Sınır koyması, bizi küçük görmekten değil; büyütmek istemesindendi. Şimdi ise bazı bakışlarda öğretmen, sınıfın bir parçası sadece. Tahta gibi. Sıra gibi. Varlığı sıradan, duygusu görünmez. Üzerine öfke bırakılabilen, hırs boşaltılabilen bir yüzey gibi… Ne oldu bize? Otoriteyi baskıyla karıştırdık. Baskıyı yıkmaya çalışırken saygıyı da arada ezdik. Sınır koymayı sevgisizlik sandık. Ekranların arkasında büyürken, karşımızdaki insanın gözlerinin içine bakmayı unuttuk. Ve belki de en tehlikelisi şu oldu: Öğretmenin de bir kalbi ol...